MARKALAR
KAMPANYA

NİKOLA TESLA

NİKOLA TESLA

Nikola Tesla

 
Tesla'nın 34 yaşındayken, Napoleon Sarony tarafından çekilen fotoğrafı
Doğum 10 Temmuz 1856
Smiljan, Avusturya İmp.
Ölüm 7 Ocak 1943 (86 yaşında)
New York, ABD
Vatandaşlığı Avusturya İmp. (1856-1867)
ABD (1861-1943)
Milliyeti Sırp-Amerikalı
Dalı Fizik, Elektrik mühendisliği
Etkilendikleri Ernst Mach
Etkiledikleri Gano Dunn
Aldığı ödüller Edison Madalyası (1916)
Elliott Cresson Altın Madalyası (1893)
John Scott Madalyası (1934)
İmza

Nikola Tesla ( Sırp Kiril: Никола Тесла, 10 Temmuz 1856, Smiljan (Gospić) – 7 Ocak 1943, New York), Sırp kökenli Amerikalı mucit, fizikçi ve elektrofizik uzmanı. Aslında dünyadaki bilim ve teknoloji yapısını tam anlamıyla 'kökünden' değiştirebilecek birçok 'kullanılan ve kullanılmayan' deneye/buluşa da imza atmıştır. Özellikle 'elektriğin kablosuz taşınabilmesi' gibi bir buluşu ve bunu kanıtlaması onun ne kadar benzersiz bir mucit olduğunu açıklar. Thomas Edison ile arasında amansız bir bilimsel mücadele geçmiştir. Elektrik üzerine yaptığı sayısız deneyler ve buluşlar vardır. 7 Ocak 1943 itibarıyla, yirmi altı ülkede kendisine ait üç yüze yakın patenti bulunmaktaydı. New York'da ve çoğu eyalette 10 Temmuz, Tesla Günü olarak kutlanır. Manhattan'da 40.Sokak ve 6.Cadde köşesine ismi verilmiştir. Time dergisi 1931 yılında, Tesla'nın doğumunun 75. yıldönümünde kapak resmi olarak onu seçmiştir.

"Dünya, Nikola Tesla'nın dengi biri gelmesi için çok uzun bir süre beklemelidir."E.ARMSTRONG

Babası bir papaz olan Tesla'nın annesi okuyup yazamamasına karşın, halk arasında pratik ev gereçleri mucidi olarak bilinirdi. Nikola'ya göre annesi, yaratıcı dahi olmaya adaydı. Babası her zaman papaz olmasını istiyordu, Tesla ise mühendislik okumayı istiyordu. Tesla ölümcül bir hastalık sırasında, mühendislik okursam çok daha iyi olurum demiş, babası da onu kıramamıştır. Annesinin de desteğine sahip olan Tesla, fizik ve matematikte bilgisini arttırırken Graz'daki Politeknik okuluna girdi ve Prag Üniversitesi'nde eğitimini sürdürdü. Yabancı teknik yapıtları okuyabilmek için, orada, yabancı dil kursunu sürdürdü. Anadili olan Sırpça ve ailece bildikleri Almancaya ek olarak İngilizce, Fransızca ve İtalyancayı da öğrendi.[1]

Nikola ailedeki beş çocuktan biriydi. Bir büyük erkek kardeşi vardı ve adı Dane (Daniel) idi. Ağabeyi, Nikola 5 yaşındayken ölmüştür.Öldüğü sırada Dane, henüz 12 yaşındadır. Ağabeyi Dane ata binme kazası yüzünden öldü. Bazı kaynaklar da ağabeyi ata bindiği sırada Tesla'nın atı korkutmasından dolayı kazaya neden olduğu söylenir.[2]

Ağabeyini henüz çocukken kaybettiği için Tesla'da birçok takıntı oluşmuş ve şizofreniye yakın belirtiler göstermiştir.[kaynak belirtilmeli]

Milka, Angelina ve Marica isminde üç kız kardeşi vardı. Ailesi 1862 yılında Gospić'e göç etti. Tesla okula Karlovac'ta gitti. Tesla Avusturya Graz Politeknik'e 1875 yılında başladı burada elektrik üzerine olan bilgisini arttırdı. Ancak kişisel takıntıları ve asosyalliği nedeniyle üçüncü sınıfın ilk döneminden itibaren okulu bıraktı. Kimi çevreler okulu bitirdiğini söylese de üniversite Tesla'nın mezun olmadığını ve okula 1878'in ilk döneminden sonra devam etmediğini bildirmiştir. Ailesiyle ilişkisini keserek bir oto mühendislik firmasında çalışmaya başlayan Tesla bu dönem oldukça ağır bir depresyon dönemi geçirdi.

Daha sonra babasının isteği üzerine Prag'ta Charles Ferdinand Üniversitesi'ne başladı. Burada bir yaz dönemi öğretimine devam etti ve babasının ölümü üzerine okulu bıraktı. Sonra Paris'te bir telefon şirketinde çalışmaya başladı. Burada doğru akım motorları ve dinamolar konusunda geniş ve önemli tecrübeler edindi. Oradayken çalıştığı döner makinelerini korumak için regüle edici kontrol cihazları icat etti.[3]

 

 

Nikola Tesla, 10 Temmuz 1856’da Hırvatistan’ın bir köyünde yaşayan Sırp-Ortodoks bir ailenin dördüncü çocuğu olarak dünyaya geldi, daha sonra bir kardeşi daha oldu. Nikola’nın annesi ev işlerini kolaylaştırmak için küçük icatlar yapan bir kadındı, bir keresinde mekanik yumurta çırpıcısı tasarlamıştı. Aynı zamanda okumayı çok sever ve okudukları hafızasından çıkmazdı; Nikola’nın mucit dehasının annesinden miras kaldığı söylenir. Nikola zor bir çocukluk geçirmişti; ailesi onu hep ağabeyi ile karşılaştırıyordu. Ağabeyi 12 yaşındayken attan düşüp öldü. Ailesi atı korkuttuğu için Nikola’yı sorumlu tutmuşlardı. Ailesinin Nikola’ya davranışlarının onun psikolojisini etkilediği ve içine kapanık bir insan olmasının önünü açtığı düşünülür.

Nikola çocukken şiir yazmayı ve okumayı severdi. Müthiş bir hatırlama kabiliyetine sahipti; gördüğü, duyduğu ve okuduğu hiçbir şeyi unutmuyordu, özellikle görsel hafızası müthişti. Buluşlarına çok erken yaşta başlamıştı, daha 6 yaşındayken kendi su çarkını yapmıştı. Fakat gariplikleri olan bir çocuktu. Örneğin, kimsenin saçına dokunamıyordu ve yürürken adımlarını sayıyordu. Parlak cisimlere karşı çok büyük zaafı vardı. Ayrıca, her zaman yemeğinin kübik içeriğini hesaplıyor, bunu başaramazsa yemek yemeyi reddediyordu.

Nikola Tesla'nın Tesla bobini ile birlikte çizilen görseli.
Nikola Tesla'nın Tesla bobini ile birlikte çizilen görseli.
Meltem Çetin Sever

Üniversite Yılları ve Sonrasındaki Çalışma Deneyimleri

Tesla ilk olarak 1873’te Graz’daki Politeknik Enstitüsünde daha sonra 1880’de Prag Üniversitesinde okudu. İlk zamanlarda amacı fizik ve matematik alanlarında uzmanlaşmaktı ama elektrik alanına girince büyülendi. Kariyerine 1881 yılında Budapeşte'deki bir telefon şirketinde elektrik mühendisi olarak başladı. Amerika'ya gitmeden önce Paris'teki Continental Edison Companyde çalışarak burada dinamolar tasarladı. 1883'te Strazburg'da endüksiyon motorunun bir prototipini inşa etti yalnız bu cihazı destekleyecek kimseyi bulamaması nedeniyle New York'tan gelen iş teklifi kabul etti. Thomas Edison’un kurduğu Edison Machine Works şirketi için çalışacaktı.

Tesla 1884'te New York'a geldi. Edison'u çalışkanlığı ve ustalığından etkilemişti. Edison, Tesla'ya DC dinamolarını geliştireceği tasarım için 50.000 dolar ödeyeceğini söylemişti. Aylarca süren deneylerden sonra, Tesla bir çözüm sundu ve vaat edilen parayı istedi ama parayı alamadı. Tesla 6 ay süren bu çalışma macerasından ayrılmaya karar verdi. Daha sonra Edison’un şu sözleri sarf ettiği söylenir: “Tesla... Sen Amerikan mizahından anlamıyorsun”. Öte yandan Edison'ın biyografları, Tesla'nın AC patentlerini Edison'a 50.000 dolara satmaya çalıştığını, bunun üzerine Edison'un gülerek bu teklifi reddettiğini yazmaktadır.

 

 

Tesla’nın İlk Şirket Kurma Deneyimleri

Tesla, Edison Machine Works şirketinden ayrıldıktan sonra orada geliştirdiği ark aydınlatma sistemlerinin patentini almaya çalıştı. Bu çalışmaları sırasında, kuracağı şirketi finanse edecek iş adamları Robert Lane ve Benjamin Vail ile tanıştı. Mart 1885’de Tesla Electric Light and Manufacturing Company adlı şirketi Rahway, New Jersey'de kurdular. Tesla, o yıl geliştirdiği jeneratörün patentlerini almak için uğraştı. Fakat yatırımcıları, Tesla'nın yeni alternatif akım motorları ve elektrik iletimi donanımları hakkındaki fikirlerine pek ilgi göstermediler. Yatırımlarını başka bir şirket için yaparak Tesla’yı yarı yolda ve beş parasız bıraktılar. Tesla, şirketin kontrolüne verdiği patentleri de kaybetmişti. Bu hayal kırıklığından sonra çeşitli elektik işleri yaparak hayatını kazanmaya çalışan Tesla, o dönemi ‘’korkunç baş ağrıları ve acı dolu göz yaşları’’ diye tanımlar.

Tesla, 1886’nın sonlarında müfettiş Alfred S. Brown ve avukat Charles F. Peck ile tanıştı, üçü birlikte 1887'de Tesla Electric Company adlı şirketi kurdular. Patentlerden elde edilen kârları paylaşacaklardı. Böylece Tesla, tekrardan yeni projeler gerçekleştirebilmek ve yeni cihazlar geliştirebilmek için Manhattan’da kurdukları laboratuvarda çalışmaya koyuldu.

Tesla, East Houston St. laboratuvarında kablosuz güç deneylerinde kullanılan bir spiral bobinin önünde otururken.
Tesla, East Houston St. laboratuvarında kablosuz güç deneylerinde kullanılan bir spiral bobinin önünde otururken.
Wikipedia

Tesla hakkındaki mitlere, başarılarına ve başarısızlıklarına az sonra geçeceğiz; dolayısıyla hayatının icatlarla ilgili kısmını atlıyoruz. Özetle Nikola Tesla, gördüğü bu haksızlıklar ve patent hırsızlıkları yüzünden çok kötü zamanlar yaşamıştır ama yine de çok çalışmaya ve üretmeye devam etmiştir. Hiçbir zaman bir tüccar gibi düşünmeyen ve davranmayan Tesla, ürettiği her şeyi insanlığa adamıştır. 8 Ocak 1943’te, 86 yaşındayken yalnız kaldığı otel odasında hayata gözlerini yummuştur.

 

 

Nikola Tesla Hakkındaki Mitler ve Gerçekler

Nikola Tesla bir dahiydi. Nikola Tesla sıradışı bir insandı. Nikola Tesla günümüze önemli katkılarda bulunmuş, önemli bir bilim insanı, mucit ve isimdir. Nikola Tesla'nın hakkı yenmiştir. Tüm bunların aksini bilimsel ve güvenli bir şekilde iddia etmek neredeyse imkansızdır.

Tesla, iyi bir bilim insanı olduğu kadar, berbat bir "pazarlamacı" (iş adamı) idi... Bu onu daha düşük bir kişilik yapmaz; ancak bazı hatalarının da temelinde, bu konudaki yetersizlikleri yatmaktadır (bunlara yazımızda da yer vereceğiz). Ürünlerinin çok azını koruyabildi; birçoğunun patentlerini ya kaptırdı, ya hiç alamadı, ya da aldıysa da bu işlerin devamını getiremedi. Birçok başarılı kapitalist gibi sıradan bir "emek hırsızı" olan iş adamı, büyük mucit, girişimci Thomas Edison için çalıştığı dönemde, patentlerinin bir kısmını Edison'a kaptırdı. Hoş, bu yeni bir şey değil, ilk defa Tesla'nın başına gelen bir şey de değil ve ne yazık ki son da olmayacak... 

Özellikle de "insanlara bedava elektrik vermek" şeklinde pazarlanan (ve kendisinin de bunun yapılabileceğine inandığı) çalışmaları, gerek bilimsel olarak geçersiz olduğu için çalışmadı, gerekse de bu fikirlerini bir "iş" olarak pazarlayamadığı için maddi destek görmedi ve hayata geçirilmedi. Hayata geçirilen fikirlerinin bazıları büyük bir fiyaskoydu; çünkü Tesla'ya özel bir ilgi duyan birçok insan için sürpriz olacak ama... Nikola Tesla bir insandı!

Hatalar yaptı, yanlış iddialarda bulundu ve hatta kimi zaman entelektüel bütünlüğünü yitirerek gerçeklerin, bilimin ve mantığın ötesine geçti! Bu da, sadece Tesla'nın başına gelmiş bir durum değildir. Bilim tarihinde kimi zaman, Alfred Russel Wallace gibi çok kıymetli ve büyük bilim insanlarının bilimin sınırlarından çıkarak spiritüalizme, uçuk kaçık ve gerçek olmadığı kolaylıkla anlaşılabilecek olan iddialara saptıklarını görürüz. Tesla da bu hataya sıklıkla düşmüştü.

Bu yazımızda, Tesla'ya bugüne kadar atfedilen birçok hatalı bilgiye, unvana, üne ve başarıya yer vereceğiz. Bu "mitleştirilmiş" iddialardan bazıları öylesine güçlüdür ki, tamamen hatalı olmasına rağmen sayısız Tesla fanatiği bu iddiaları "doğru" olarak içselleştirmiştir. Tesla'yla ilgili en büyük sorun, hakkında ileri sürülen her iddianın fanatikleri tarafından gerçekmişçesine kabullenilmesi ve daha da abartılarak yayılmasıdır.

 

 

Tesla'nın ileri sürdüğü bazı iddialar öylesine absürttür ki, günümüzde bir fizikçiyi kolaylıkla işinden ve tüm kariyerinden edebilir. Ancak o zamanlarda birçok bilim ve teknoloji ürünü zaten "sihir" gibi gözüktüğü için, Tesla gibi dahi (ve tuhaf) kişilerin uçuk iddiaları "olası" gözükmekteydi. Zira "sağduyu" denen şey o zamanlarda bugünkünden dikkate değer miktarda farklıydı.

Örneğin çalışan ilk işlevsel radyonun mucidi Guglielmo Marconi radyo sinyalleri üzerinde çalışmaya başlamışken, Tesla çoktan radyo iletimini başardığını iddia etti. Peki kiminle iletişim kurmuştu? Tesla'nın kendi iddiasına göre, Mars'taki uzaylılarla! Daha da ileri gitti: Elindeki teknolojiler sayesinde Mars'tan çok daha uzak gezegenlerle bile "anlık iletişim" kurabileceğini ileri sürdü! Bugün biliyoruz ki Evren'in hız sınırı olan ışık hızında yayılan dalgalarla iletişim kursak bile Mars ile ortalamada 12.5 dakikada 1 defa iletişim kurabiliriz. Ve yine bugün biliyoruz ki... Mars'ta uzaylılar yaşamamaktadır.

Bugün tipik bir bilim insanı dünya dışı yaşamla ilgili herhangi bir argüman bile üretmeden önce onlarca yıl boyunca yemeden içmeden deney, analiz ve inceleme yaparken, Tesla'nın elinde çalışan bir radyo bile yokken ve o zamana kadarki hayatında radyo dalgalarıyla ilgili tek bir deneye imza atmamışken Marslılar ile iletişime geçtiğini söylemesi, belki koyu Tesla fanatiklerinde değil ama bilimden gerçekten anlayan, sorgulayıcı, şüpheci insanlarda bazı uyarı lambalarının yanmasına neden olacaktır; olmalıdır. 

Neden Böyle Bir Şeyi Yapıyoruz?

Neden Tesla'yla ilgili böyle bir yazıyı kaleme almaya karar verdik? İlk olarak, Tesla bir rock yıldızı değildir; bilimseverler ve diğer bilim insanları da genç hayranlar değildir. Tesla'nın şu anda sahip olduğu fanatikler gerçekten, kelimenin tam anlamıyla "çok saçma"dır. Tüm bunların önünün alınması gerekmektedir.

 

 

İkincisi, bilim tarihiyle ilgili kayıtların düzeltilmesi ve doğruların söylenmesi önemlidir. Biz de kimilerinin "sol eğilimli" bulacağı duyguları (emeğin üstünlüğü, ezilenlerin hakları, vs.) daha yoğun içerisinde barındıran insanlar olarak, Tesla'nın saygınlığı ve insanlık için yapmaya çalıştıkları bizler için çok kıymetlidir. Lakin bizler için gerçekler ve bilimle ilgili dürüstlük, bir kişi veya kuruma duyduğumuz hayranlıktan çok önce gelir.

Üçüncüsü, Tesla ile ilgili olarak popüler kültürün mitleştirdiği abartılı iddialar, açıkçası bir bilim organizasyonu olarak bizi rahatsız etmektedir.

Sonuncusu ve hepsinden önemlisi, Tesla'ya atfedilen bazı başarılar, hatalı oldukları ve Tesla'ya ait olmadıkları için birçok diğer bilim insanının emeğini çalmaktadır. Tesla'yı yücelteceğiz diye bazı teknolojilerin gerçek mucitlerini hiçe saymak bizim için kabul edilemez bir saygısızlıktır. Bu nedenlerle, her şey bir yana sadece dürüstlük adına, Tesla hakkındaki hatalı iddidaların önüne geçilmesinin önemli olduğu kanaatindeyiz. 

Net bir şekilde belirtmek isteriz ki, bu makalemizin amacı hiçbir şekilde Tesla'yı "itibarsızlaştırmak" değildir. Bu yönde gelecek eleştirileri şimdiden reddediyoruz. Zira Nikola Tesla gibi bir bilim insanını itibarsızlaştırmak bizim gücümüzün yeteceği bir şey değildir. Buna karşılık, Tesla etrafında dönen yalanları yok etmek, kolaylıkla yapabileceğimiz bir şeydir ve görev tanımımız içerisinde yer almaktadır. Tesla'nın günümüze yaptığı gerçek katkılara yazı içerisinde de yer vereceğiz. Buradaki amaç, gerçek bir Tesla portresi çizebilmektir.

Tesla ile ilgili mitleri yok ettikten sonra geriye kalanlar zaten Tesla'nın önemini anlamamız için fazlasıyla yeterli olacaktır. 

 

 

Tesla'nın fazladan şişirilmiş yalanlara ihtiyacı yoktur. 

Tesla Hakkındaki Mitler ve Yalanlar

Mit-1: Tesla, en fazla çeşit ve sayıda patente sahip olan bilim insanıdır. Gelmiş geçmiş en büyük mucittir.

Bilim insanlarının başarılarını ve emekleri patent sayılarına indirgemek doğru değildir. Lakin bir bilim insanının sahip olduğu patent sayısı, onun bilimsel ve teknolojik açıdan aktif olduğu zaman diliminde neler başarabildiğinin önemli bir ölçütüdür (ama tek ölçütü değildir). 

Tesla'nın patent sayısı ile ilgili bol miktarda soru işareti mevcuttur. Ancak resmi kayıtlara göre, Tesla'nın bugüne kadar ABD topraklarında edindiği 111 ayrı patentine (patent ailesine) ulaşılmıştır. Toplamda 26 ülkenin arşivlerinden çıkarılmış en az 278 patenti bulunmaktadır. Kimilerine göre bu sayı 300'ü aşmaktadır. Bazı kaynaklar ise (ne yazık ki aşırı Tesla fanatiği olduğu için tarafsız bulamıyoruz bu kaynakları), Marconi ve Edison gibi insanlara kaptırdığı patentleri de, hiçbir resmiyeti olmamasına rağmen Tesla'nınkilere katarak ve bazı çifte patentleri (duplike patent) de sayılmaması gerektiği hale sayarak, patent sayısını 700'e kadar şişirmektedirler. Bunların bir kısmı yerinde olabilir belki; ama büyük bir kısmı hatalıdır. Dolayısıyla muhtemelen "110 civarı patent ailesi ve 300 civarı patent" demek en isabetlisi olacaktır. 

Fakat burada amaç sayıları yarıştırmaktan ziyade, bu sayıların Tesla'yı en azından nicel olarak "gelmiş geçmiş en büyük mucit" yapmamaktadır; göstermeye çalıştığımız budur. Nitel olarak, bir bilim insanının kıymetiyle ilgili şahsi fikirlere sahip olabilirsiniz. Tesla'nın çalışmaları sizler için her nedense diğerlerinden daha değerli olabilir. Ama objektif bir düzlemde, yani nicel olarak, Tesla'yı "en büyük ve en üretken mucit" ilan edemezsiniz. Kaldı ki Tesla'ya atfedilen icatlar ve keşiflerin de ne kadar hatalı olduğuna, bir sonraki mitlerde tek tek değineceğiz.

Tesla, "Dünya'nın En Üretken Mucitleri" listesinde bulunmamaktadır. Bu liste, sahip olduğu patent ailesi sayısı 200'ün üzerinde olan insanları barındırmaktadır ve zaman zaman değişse de, 120 civarı ismi bünyesinde barındırır. 2019 itibariyle listenin en son sırasında 200 patent ailesi ile Benzion Landa yer alırken, listenin en tepesinde ise 5467 patent ailesi ve 20.000'e yakın patent ile insanlık tarihinin en üretken mucidi olan Shunpei Yamazaki ve hemen arkasında 4747 patent ve 10.000'e yakın patent ile Kia Silverbrook bulunmaktadır.

Kimi zaman bu insanların bilim ve teknolojiye katkıları "sıradan" veya "basit alanlarda" olduğu iddia edilerek yerilir. Bakalım öyle mi...

Yamazaki, modern yarı iletkenleri bulunduğu noktaya getirmiş isimdir. Ayrıca ince film transistörler, sıvı kristal ekranlar, Güneş panelleri, flash bellekler, OLED gibi teknolojilerde de bol miktarda patente sahiptir. Yani bu yazıyı okuyabilmenizi mümkün kılan kişilerden birisidir diyebiliriz. Kia Silverbrook ise printer, dijital kağıt, internet, elektronik, CGI, kimyasallar, DNA teknolojileri, çip üzerindeki laboratuvarlar, MEMS, VLSI gibi çağımızı şekillendiren anahtar teknolojilerde patent sahibidir. 2019 itibariyle 3. sırada yer alan ve 1875 patent ailesine ve yaklaşık 2000 patente sahip olan Lowell Wood, nükleer silahlar alanında yaptığı çalışmalarla bilinmektedir. Yine listede yer alan 1106 patent ailesi ve 1500 civarı patente sahip olan Leonard Forbes yarı-iletken hafıza teknolojisi, CCD'ler, ince film süreçleri ve malzemeleri, VLSI gibi alanlarda çalışmalar yürütmüştür.

Listede yer alan diğer isimlerin makina ve otomasyon, optik kayıt, genetiği değiştirilmiş organizmalar, sinyal ve görüntü işleme, kablosuz iletişim ve bilgisayar ağları, otomobil güvenliği ve teknolojileri, fotoğrafçılık, polarize filmler, bilgisayar mimarisi ve teknolojileri, 3 boyutlu devreler, radyo kontrolü ve iletişimi, biyoteknoloji, ilaç iletimi, doku mühendisliği, bilgisayar programlama, elektrik, karbon nanotüpler, implantlar, güneş panelleri, entegre devreler, lazerler, video işleme, bataryalar, tıp cihazları gibi sayısız alanda patentleri bulunmaktadır. Bu insanlar, iddia edildiğinin aksine "boş insanlar" değil, hayatımıza yön veren teknolojileri mümkün kılan veya geliştiren isimlerdir.

 

 

Bu sayılara insanlardan çeşitli antitezler gelmektedir. Bunların başında, "2019 yılında icat yapmakla 1930'da yapmak arasında fark var." iddiası gelmektedir. Ancak bu iddianın geçersizliği, en üretken mucitler listesinin en üst sıralarında yer alan Thomas Edison, George Albert Lyon, John O'Connor, Melvin De Groote, Francis Richards, Carleton Ellis gibi sayısız ismin hepsinin Tesla ile aynı dönemlerde yaşadığı gerçeğinden görülmektedir. Bu kişilerin yaptıkları icatlar arasında otomotiv sektörü, demiryolu sektörü, paslanmaz çelik, polyester üretimi, titreşimsiz benzin yakımı, vb. alanlardaki çok önemli atılımlar bulunmaktadır. Dahası, Alexander Graham Bell telefonu 1876'da, Eadweard Muybridge hareketli fotoğrafları (videoyu) 1877'de, F. E. Mueller ve Adolf Fick göz bozukluğunu düzelten kontakt lensleri 1887'de icat ettiği düşünülecek olursa, dönemin icat yapmak konusunda özel bir dezavantajı olmadığı anlaşılabilir.

Bu mite karşı olarak gelen argümanlardan birisi de "İcat var, icat var." şeklinde bir karşı çıkıştır. Bunun da geçersizliği, icat ve keşiflerin objektif ve nitel bir şekilde kıyaslanmasının imkansız olmasından anlaşılabilir. İnsanlar şu veya bu teknolojiye daha büyük yakınlık ve bağlılık duyabilirler. Ancak alternatif akımın keşfinin uçabilen makinaların, dronların ya da bir bulaşık makinasının veya gaz maskesinin icadından daha önemli olduğunu iddia etmek, en azından objektif düzlemde kabul edilebilir değildir. Kaldı ki, bu teknolojilerde Tesla'nın rolü de tartışmalıdır. 

Gelelim kendisine atfedilen bazı başarılara...

Mit-2: Tesla, çok fazlı alternatif akımın (polifazik AC) ve bununla çalışan jeneratörlerin mucididir. (Daha kısası: AC'yi icat eden Tesla'dır!)

Hayır, değildir. Aslına bakarsanız başarıyla çalışan ilk polifazik, el krankıyla çalışan AC jeneratörü Tesla'nın doğumundan 24 yıl önce, 1832'de Hippolyte Pixii tarafından üretilmiştir. Tesla'nın AC ile ilgili ilk çalışmaları başladığında, Avrupa'daki birçok mucit AC ile çalışan ürünler üretmekteydi. Evet, bu teknolojiler kısmen nadirdi ve yeni yeni kendine yer buluyordu. Örneğin elektroterapinin de mucidi olan Guillaume Duchenne, 1855 yılında alternatif akımı pratik amaçlarla kullanmayı başaran ilk insan olarak tarihe geçmiştir. Yani sonuç olarak şu çok nettir: Tesla AC jeneratörlerinin veya AC'nin kendisinin mucidi değildir. 

Örneğin Tesla daha AC'ye elini sürmemişken Almanya çoktan 2 ayrı AC jeneratörünü başarıyla çalıştırmıştı. Ancak Tesla'nın başarısı, ABD'ye taşındıktan sonra geldi. Çünkü ABD henüz AC ile tanışmamıştı ve bu, Tesla'nın kendi ürettiği AC jeneratörlerini pazarlaması için iyi bir fırsattı. Ne yazık ki Tesla, New Yorklu girişimcileri AC konusunda ikna etmekte uzun süre pek başarılı olamadı. Bu nedenle Edison ile Tesla arasında AC ve DC (doğru akım) savaşları yaşandı. Sonunda ise kazanan Tesla oldu ve ABD'de de AC yayılmaya başladı (bu sırada Avrupa'da bu akım çoktan başlamıştı bile!).

Tesla'nın sorunu, bir sebeple iki fazlı jeneratöre saplanıp kalması olmuştu. 1887 yılında August Haselwander ve C.S. Bradley, tarihin ilk 3 fazlı AC jeneratörlerini üretti. Mikhail Dolivo-Dobrovsky ise 1888-1891 yılları arasında yaptığı çalışmalarla bu 3 fazlı jeneratörleri kullanarak elektrik üretimi ve dağıtımı yapmayı başardı. Bugün yapılan araştırmalar göstermektedir ki, Tesla'nın bir türlü kabullenmediği üç fazlı jeneratörler, kendisinin inatla üzerinde durduğu iki fazlı jeneratörlerden daha verimlidir.

 

 

Mit-3: Tesla, transformatörlerin (trafoların) mucididir.

Hayır, bu da yanlış. Tesla, yaygın kanının aksine ilk trafoları icat etmemiştir. Budapeşte'de aktiflik gösteren Ganz Firması, Tesla henüz daha mezun olmamışken, tarihin ilk trafolarını 1870'lerin sonunda çoktan üretmiştir. İlk trafonun mucitleri Károly Zipernowsky, Miksa Déri ve Ottó Bláthy'dir. Tesla, nihayet 1880 yılında telefonculuk ve ses iletimi konusunda ilk işine başladı ve burada AC'nin ne kadar büyük bir potansiyele sahip olduğunu fark etti. Macarların bu işi büyütme konusunda pek başarılı olamayacağını fark edince, kendisi bu alanda çalışmaya karar verdi. Bu iyi bir sahaydı, çünkü Batılı ülkeler Macarlar'ın elindeki teknolojiyi en az 5 sene geriden takip ediyordu.

Kimi zaman bir yukarıdaki iddianın hatalı olduğunu gören Tesla fanatikleri, "Tamam, Tesla ilk trafoyu icat etmemiş olabilir ama günümüzde kullandığımız modern trafoların mucididir." demektedirler. Bu da hatalıdır. Tesla, günümüzde halen kullanılmakta olan modern transformatörlerin de mucidi değildir. Bu trafoların mucidi 1885 yılında ilk modern trafoyu üreten William Stanley'dir. Ki Stanley'nin tasarımı da kendisinden önce gelen Gaulard ve Gibbs'in tasarımlarına dayanmaktadır. Yani bu sahada uzun süredir başarılı çalışmalar sürdürülmektedir. Örneğin Gaulard, 1884 yılında kendi trafosunu kullanarak Lanzo'dan Turin'e kadar güç aktarımı yapmayı başarmıştır. Dahası da var: Z.B.D. Transformatör Firması isimli Macar firması, verimsiz de olsa çalışan transformatörler üretmiştir. Stanley'i işlevsel ve verimli bir transformatör üretmeye iten, Z.B.D. Transformatör Firması'nın göreli olarak başarısız tasarımlarıdır.

Bu konudaki kaynaklarla ilgili bir sıkıntı, Tesla'nın bazı yazıtlarında "ilk çalışan ve büyük ölçekli transformatörü kafasında 1882 yılında hayal edip tasarladığı" yönündeki notlarıdır. Bu trafoların üretildiğine dair hiçbir somut kanıt bulunmamaktadır. Dolayısıyla tek yapabileceğimiz, Tesla'nın sözüne güvenmek ya da güvenmemektir. Öte yandan Tesla'nın ilk çalışan AC trafo üretiminden yıllar önce birçok farklı trafo tasarımının halihazırda çalışıyor olduğu IEEE, Smithsonian Enstitüsü, Berkshire Müzesi, Great Barrington Tarih Cemiyeti ve Tom Blalock gibi tarihçiler ve bilim, teknoloji ve tarih kurumları tarafından doğrulanmaktadır. Dolayısıyla kredi "fikri ürettiğini iddia edene" değil, "fikri hayata geçirene" gitmek zorundadır. Bu, William Stanley'dir. Tesla, Stanley'den daha sonra, 1885 yılında ilk somut ürününü hayata geçirmiştir.

Tesla, Stanley'in tek fazlı ve üç fazlı trafolarının aksine, çift fazlı AC trafoları üzerine yoğunlaşmıştır. Bu çalışmalarını tek başına değil, Westinghouse ve Oliver Shallenberger ile birlikte yürütmüştür. 

Mit-4: Tesla, indüksiyon bobinini icat etmiştir.

Bu oldukça yaygın ve inanılmaz hatalı bir mittir. Ne olduğunu bilmeyenler için: İndüksiyon bobini, düşük voltajlı doğru akım (DC) kullanarak yüksek voltajlı alternatif akım (AC) üreten bir cihazdır. Bu cihazın kalbinde yatan "indüksiyon" olgusunu ilk keşfeden, gelmiş geçmiş en büyük fizikçilerden birisi olan Michael Faraday'dır. Ayrıca William Sturgeon da bu alandaki önemli çalışmalarıyla bilinir. İndüksiyon olgusunu kullanarak bir bobin üreten ilk isimse, çalışmalarına 1834 yılında başlayıp, 1836 yılında ürünü hayata geçiren Nicholas Callan'dır. Callan başarıyla çalışan ilk indüksiyon bobinini ürettiğinde, Tesla henüz doğmamıştı.

Mit-5: Tesla, hoparlörün de mucididir.

Tesla'nın ses iletimi üzerine çalıştığı yıllarda ilk hoparlörü icat ettiği iddia edilir. Tüm resmi kayıtlara göre hoparlörün mucitleri C.W. Rice ile Edward Kellogg'dur. İkili, ilk prototipi 1921 yılında üretmiş, patentlerini de 1925 yılında almışlardır. Kaldı ki Tesla, hoparlörün fikir babası da sayılamaz; çünkü ondan yıllar önce, Werner Von Siemens manyetik olarak kontrol edilen hoparlörler üzerine çalışmaktaydı.

Mit-6: Tesla, radarın mucididir.

Hayır, değildir. Tesla'nın 1917 yılında radarı icat ettiği iddia edilse de, radarı icat eden 1903 yılında Alman mucit Christian Hulsmeyer'dir; çünkü ilk olarak bir gemide radarı başarıyla kullanabilen isim odur. Kimi zamansa radarın mucidi olarak 1886-1888 yılları arasında alanda ilk atılımları sağlayan Alman fizikçi Heinrich Hertz bilinir. Ancak Hertz'ün çalışmaları daha ziyade laboratuvar ortamındadır ve radar makinalarının altında yatan temel fiziksel fenomenle ilgilidir. Dolayısıyla Hertz, radarın "fikir babası" olarak görülebilir. Onun haricinde, 1899 yılında Guglielmo Marconi radar üzerine çalışmalar yürütmüştür. Daha sonradan ilk başarılı lazer sistemleri üzerine çalışan isimler arasında Lee De Forest, Edwin Armstrong, Ernst Alexanderson, Guglielmo Marconi, Albert Hull, Edward Victor Appleton ve hatta 1934 yılında Alman uçaklarını tespit etmek için uğraşan Ruslar gelmektedir. Bu öylesine yaygın bir yanılgıdır ki, radar tarihi ile ilgili ders kitapları ve internet makalelerinde Tesla'nın adının bile geçmemesi, Tesla fanatiklerini şaşırtacaktır. 

 

 

Mit-7: Tesla, flüoresan lambaların mucididir.

Bu da hatalı. Alexander E. Becquerel flüoresan kavramını ilk defa laboratuvarında çalışan isimdir ve araştırmalarını 1857 yılında yürütmüştür. Aslına bakarsanız ilk flüoresan lambanın kim tarafından üretildiği kesin değildir. Akademik kaynaklara göre olasılıklar arasında Thomas Edison, George Inman, Alman mucit Edmund Germer ve bazı diğer mucitler bulunmaktadır. Ancak çoğu zaman krediler George Inman'a gitmektedir; ancak muhtemelen Edmund Germer ikisinden de önce flüoresan lambayı başarıyla üretmeyi başarmıştır. Daniel McFarlan Moore ise, flüoresan lambaların atası olan Moore Lambaları'nın mucididir. Evet, Tesla flüoresan lambalarla uğraşmıştır; hatta neon lambalara önemli birçok katkı yapmıştır. Tıpkı Thomas Edison gibi... Lakin emin olduğumuz bir şey var: Tesla, flüoresan lambanın mucidi değildir. Tesla, var olan bir sistem üzerinde çalışmış ve onu geliştirmiştir.

Tesla
Tesla

Mit-8: Tesla, mikrodalga ileticilerin mucididir.

Hayır, değildir. Günümüzdeki mikrodalga fırını, mikrodalga üretim teknolojilerini ve hatta radarları mümkün kılan teknoloji olan magnetronların mucidi Albert W. Hull'dır. Tabii ki Hull da, kendisinden önce gelenlerin omuzları üzerinde yükselmiştir ve ondan sonra gelenler, onun başarılarını geliştirmiştir. Örneğin ilk başarılı mikrodalga radyo rölesi 1931 yılında Andre C. Clavier başkanlığındaki bir ekip tarafından çalıştırılmıştır. İlk başarılı mikrodalga güç iletimi 1964 yılında William C. Brown tarafından bir helikopterle gerçekleştirilmiştir. İlk başarılı mikrodalga fırını üreten isim ise Percy Spencer'dır. Bu alandaki bazı önemli isimler arasında Sir John Turton Randall, Harry Boot, Sir Henry Tizard gelmektedir. Tesla, mikrodalga ileticilerin mucidi veya fikir babası değildir. IEEE, mikrodalga iletişim teknolojilerinin babaları arasında Morse, Maxwell, Hertz ve Marconi'ye yer verirken, Tesla'nın adını bile anmamaktadır.

Mit-9: Tesla, Niagara Şelaleleri Hidrogüç Santrali'ni üreterek dünyanın ilk AC hidrosantralini inşa etmiştir.

Yanlış. Alternatif akımın mucidi olmayan Tesla, bunları kullanan santrallerin de mucidi değildir. Aslına bakarsanız Avrupa'da 1878-1885 yılları arasında AC santralleri dikkate değer bir miktarda bulunmaktaydı. Tesla'dan çok önce, 1885 yılında Westinghouse; Stanley, Oliver Shallenberger, Benjamin Lamme ve bazı diğer isimleri ekibine katarak Kuzey Amerika'da bu santraller üzerine çalışmıştır. Tesla'nın ekibe katılışı ise 1888 yılına denk gelmektedir.

Ufak bir örnek olarak 1893 yılında kurulan Redlands Güç Santrali verilebilir. Santralde kullanılan jeneratör 3 fazlı bir AC jeneratörüdür. Bu santrali tasarlayanlar arasında Elihu Thomson, Almirian Decker ve Louis Bell bulunmaktadır. Avrupa'daki ilk AC jeneratörü ile çalışan hidrosantral ise 1891 yılında Franfurt'ta inşa edilen, yine 3 fazlı bir AC jeneratörü kullanan santraldir.

Dahası, AC jeneratörleri ile ilgili bazı kilit sorunları ilk fark eden ve çözmeye çalışan da Tesla değildir. Örneğin, Charles P. Steinmetz, Tesla'dan çok önce jeneratörlerdeki histerez (hysteresis, gecikme) sorununu fark etmiş ve teorik fizik hesaplamalarını pratiğe dönüştürerek bu sorunu çözmüştür.

Mit-10: Tesla, elektriği ücretsiz olarak insanlığın hizmetine sunacak teknolojileri geliştirdi.

Bu, belki de Tesla ile ilgili en abartılı, en akıl almaz mitlerden birisidir. İlk olarak, santraller kullanılarak (yenilenebilir veya yenilenemez) doğal kaynakların kullanımı sonucunda, maaşlarını ödemek zorunda oldukları binlerce çalışanı bünyesinde barındıran firmaların elektriği herhangi bir zaman dilimin "ücretsiz" olarak dağıtacaklarını düşünmek ne yazık ki hayalperestliktir. Tesla, elektriği kısa mesafede kablosuz olarak iletmeyi keşfetti; onu ücretsiz kılmayı değil. 

Kozmik Anafor'un Tesla ile ilgili oldukça aydınlatıcı şu yazısında da belirttiği gibi, bir şeyin "kablosuz" olması, onun "ücretsiz" olacağı anlamına gelmez (örnekler: cep telefonuyla iletişim, kablosuz internet, vs.). Gerçekçi bir felsefeyle bu iddiaya bakılacak olursa, daha başından Polyannacı bir yaklaşım olduğu görülebilir. Kaynağında şişelenen suyun bile ücretsiz olmadığı bir dünyada elektriğin sırf kablosuz olduğu için ücretsiz olacağını iddia etmek saçmalıktır. Kaldı ki elektrik "sınırsız" olsaydı bile var olan küresel ekonomi-politik sistemi dahilinde bu, kaçınılmaz olarak ücretli olurdu (bkz: Güneş panelleri). Dolayısıyla "ücretsiz elektrik" hayalinden vazgeçilmesi elzemdir.

Öte yandan Tesla'nın ücretsiz elektrik gibi bir başarısı zaten bulunmamaktadır. Evet, Tesla çok kısa mesafelerde elektriği kablosuz olarak iletebilmeyi başarmıştır. Ki bu, büyük bir başarıdır. Bugün bazı telefon şarj cihazları bu şekilde çalışmaktadır. Muhtemelen gelecekte bir odadaki bataryalı cihazların tümünü kablosuz olarak şarj edebileceğiz. Ancak bunların hiçbiri, Tesla'nın bu güç iletimini daha uzun mesafelerde başarabildiği anlamına gelmemektedir. Kendisine ayrılan milyonlarca doları kullanmasına rağmen (bunun detaylarına geleceğiz) elektriği belli bir mesafenin üzerine verimli bir şekilde iletmeyi başaramamıştır. 

Aslına bakacak olursanız "Tesla kulesi" veya "Tesla bobini" denen kuleleri kullanarak elektriği her yöne aktarmak mümkündür. Bunda bir sıkıntı yok. Ancak sıkıntı, bu elektriğin verimliliğine baktığınızda göze çarpmaktadır. Eğer ki Tesla'nın ürünlerini birkaç yüz metrenin ötesinde kullanmaya kalkacak olsak, ürettiğimiz elektriğin neredeyse tamamını boşa harcamış ve havaya savurmuş olurduk. Çünkü elektrik, karşısına çıkan engellere bağlı olarak gücünü yitirir. Hava, iyi bir yalıtkandır ve bu nedenle elektrik verimliliğini ve gücünü hızla (mesafenin karesiyle ters orantılı olarak) düşürür. Dolayısıyla her yöne rastgele elektrik savuran bir mekanizmanın, verimli elektrik iletimi için kullanılabileceğini düşünmek, temel mühendislik ve fizik bilgilerinden yoksun olmayı gerektirmektedir.

 

 

Elektriği iletmek için neden "kablo" kullandığımızı hiç düşündünüz mü? Çünkü kablolar, elektriği tek bir yönde ve en düşük seviyede kayıpla iletebilmemizi sağlamaktadır. Evet, Tesla'nın kuleleriyle sağa sola elektrik fırlatabilirsiniz, belki birkaç cihazı çalıştırabilirsiniz. Ancak bunu yaparken kullandığınız elektriğin verimliliği o kadar düşük olur ki, yapmaya çalıştığınız şey sadece "havalı" gözükür, belli bir seviyenin ötesinde işlevsel olamaz. En azından Tesla'nın bu sorunla ilgili herhangi bir çözümü bulunmamaktaydı ve günümüzdeki kolektif mühendislik bilgilerimiz çerçevesinde de bu sorunu nasıl çözeceğimizi ne yazık ki bilmiyoruz. Bu konuda daha detaylı bir yazımızı buraya tıklayarak okuyabilirsiniz.

Mit-11: Wardenclyffe Kulesi Fiyaskosu, aslında büyük bir başarıydı.

Hayır, değildi. Tesla'nın en büyük hayali, aynı zamanda kendisinin en büyük başarısızlığıydı. Ancak Tesla öylesine inatçı bir kişiliğe sahipti ki, başarısızlığı asla kabullenmedi. İnşa edeceği "Wardenclyffe Kulesi" isimli devasa kule aracılığıyla, akıl almaz miktardaki elektriği, inanılmaz uzak mesafelere iletebileceğini düşündü. Araştırması için günümüzün parasıyla 30 milyon dolar talep etti. J.P. Morgan, projeyi denemek için ona 4 milyon dolar verdi. Ancak Tesla'ya güvenmediği için, patent gelirlerinin bir kısmından pay talep etti. 

Tesla hemen işe koyuldu. Önce arazi satın aldı, sonra işçiler tuttu. Sonrasında, yerden onlarca metre yükseğe ulaşan 16 çelik direk sütun satın aldı. Projesinde Dünya'nın kendisini iletken olarak kullanmayı düşünüyordu. Böylece çelik sütunlar, Dünya'ya gömülecek ve gücünü ondan alacaktı.

Her ne kadar Tesla fanatikleri, Tesla'nın "yeterli parası olmadığı için" başarısız olduğunu iddia etse de, gerçekte Tesla başvurusundaki her bir parçayı kullanarak, tam da hayalindeki kuleyi inşa etmeyi başardı. Yani iddia edilenlerin aksine Tesla, gerçekten de bir iletici üretti ve bu iletici, hayalindekinden farklı değildi. Ancak "ufak" bir problem vardı: Kule, çalışmadı. Bu kadar basit. Çalışmadı! Tesla, Morgan'dan daha fazla para talep etti, çünkü bu parayla kulesini "tamir edebileceğini" düşünüyordu. Ancak talepleri inandırıcı değildi, çünkü Tesla, neyin bozuk olduğunu bile bilmiyordu.

Günümüzdeki bilim insanları Wardenclyffe Kulesi'ni incelediklerinde, Tesla'yla ilgili cevaptan çok soruya ulaştılar. Daha en başından Tesla'nın tasarımları, hayal ettiği sonuçları verebilecek mühendislik tasarımlarına sahip değildi! Yani Tesla'nın yaptığı kule çalışacak olsaydı bile, Tesla'nın elde edeceğini sandığı sonuçları vermezdi. Tesla'nın ürettiği kule öylesine tuhaftı ki, patentleri arasından hangisini test ettiği bile belli değildi. Örneğin bir patentinde Dünya'nın iyonosfer tabakasını kullanarak elektriği uzak mesafelere iletmek gibi bir fikir vardı; ancak kulenin tasarımı bunu mümkün kılmıyordu. 

Eğer bugün neden Wardenclyffe Kulesi gibi bir kule üretip de elektriği Dünya'nın öteki tarafına iletmiyoruz diye merak ediyorsanız... Bunun nedeni "Tesla'yı anlamayışımız" ya da "FBI'ın tüm belgelere el koyması" ya da "Tesla'nın muazzamlığı" falan değil. Bunun nedeni, Tesla'nın kulesinin hiçbir işe yaramıyor oluşu. Tesla, başarısız oldu. Bu kadar. Gizem yok, esrar yok, komplo yok. Başarısızlık var. İstediğiniz fantezileri kurabilirsiniz. Ancak bu fantezileri ispatlayana kadar Tesla fanatizmi hiç kimseye herhangi bir fayda getirmeyecektir. Gerçeği açığa çıkarmayacaktır.

Wardenclyffe Kulesi
Wardenclyffe Kulesi

Mit-12: Tesla'ya aslında Nobel Ödülü verilecekti ama Edison ile paylaşması gerektiği için almadı.

Tesla-Edison mücadelesinin anlamsız yerlere ulaştığı noktalardan birisi "Nobel Ödülü" meselesidir. The New York Times gibi meşhur gazetelerde de kendisine yer bulmuş olan iddia, Tesla ve Edison'a ortak bir Nobel Ödülü teklifinde bulunulduğu; ancak ikilinin ödülü paylaşmak istemiyor oluşundan ötürü ödülün bir başkasına verildiği yönündedir. Hatta Tesla fanatikleri öylesine gözü dönmüş bir şekilde Edison'dan nefret etmektedir ki, Edison'ın bu teklifi sırf Tesla ödülü almasın diye baltaladığını ileri sürmektedirler. İşin bu kısımları tamamen yalandır. Buna dair hiçbir belge yoktur. 

Nobel Komitesi, söz konusu iddilar ortaya çıktığında ödülü kime vereceklerini çoktan belirlediklerini söylemişlerdir. Zaten yaptıkları net açıklamada, sırf birileri ödülü istemiyor diye, ödülün o kişiye verilmesinden (almasalar bile) asla vazgeçmeyeceklerini söylemişlerdir. Ödülü almayabilirsiniz; ancak ödül yine de size verilmiştir. Nobel Komitesi'nin bu iddialara verdiği tepki, oldukça nettir:

Bir kişinin sırf ödülü istemediği için Nobel Ödülü'ne layık görülmeyeceği ile ilgili herhangi bir iddia saçmalıktır. Ödüle layık görülen kişi, ancak ödülü kazandığı tüm Dünya'ya ilan edildikten sonra ödülü reddedebilir.

Zaten Edison da, Tesla da böyle bir ödülün kendilerine verileceği iddiasını yalanlamıştır. İki isim de Nobel'i hak edebilecek çalışmalara imza attılarsa da, ikisi de ömürleri boyunca hiçbir Nobel Ödülü'ne layık görülmemiştir. 1915 yılında Edison'a Nobel Ödülü verilmesi konusu gündeme gelmiştir. Edison, 38 oydan 1'ini alabilmiştir. 1937 yılında ise aynı ödülü Tesla'ya verme konusu gündeme gelmiştir. Tesadüfe bakın ki, Tesla da 38 oydan sadece 1'ini alabilmiştir.

Mit-13: Tesla bir deprem makinası yapmıştı.

Hayır, yapmamıştı. Tesla'nın bir çeşit rezonans makinası üreterek yapay depremler yaratabildiği sıklıkla ileri sürülen iddialar arasındadır. Tabii ki, söylemeye gerek yok, bu belgelere "FBI tarafından el konulmuştur; dolayısıyla elimizde buna dair güvenilir hiçbir belge yoktur". Tipik bir komplo teorisi... Ancak komplo teorisyenleri her zaman bu kadar sıkıcı değildir. İddianın bir versiyonunda Tesla, ürettiği makinanın kendisini öldürecek olmasından öylesine korkmuştur ki, bir çekiç kullanarak ürettiği makinayı parçalamıştır. Evet...

 

 

Tesla'nın tuhaf kişiliği ne yazık ki burada da karşımıza çıkmaktadır. İddiasına göre "üretebileceği ama üzerinde hiç çalışmadığı bir makina, Dünya'yı bir elma gibi ikiye bölecek güce" sahipti. Muhtemelen böyle bir makina asla üretilemeyecek. Öte yandan Wardenclyffe Kulesi'nde yaptığı bazı çalışmalar sırasında titreşimler yaratıldığına dair bazı anlatımlar bulunmaktadır. Büyük bir makinanın çalışması sırasında bu tür fiziksel titreşimler oldukça beklendiktir. Bunun gizli ya da özel bir tarafı bulunmamaktadır; ancak yine de bu titreşimlere dair bile güvenilir kaynaklar bulunmamaktadır.

Mythbusters bir keresinde Tesla'nın çılgın makinasını test etmiştir. En azından böyle bir makinanın mümkün olup olmadığını görm

Bu kategoride ürün bulunamadı.